Hepimizin belirlenmiş bir aşk nesnesi var. Biz bunun bilincinde olmasak da bizim için belirlenmiş aşk nesnesi ile karşılaştığımızda bunu bir şekilde hissediyoruz.
Aşk nesnemizi belirleyen bir aile var. Bizim ilk aşk nesnemiz annemiz… Sonra babayı keşfederiz.
Dolayıyla aşk ilk bakım verenlerimizle kurduğumuz ilişkilerin ayak izleriyle oluşur ve aşık olduğumuz kişi , çoğunlukla çocukluğumuzda bize bakım verenlerin veya ilişki kurduğumuz önemli ötekilerin türevidir.
Bu anlamda aşk, insana dile yaşanmış ve yitirilmiş cenneti yeniden bulmuş gibi hissettirir ve her ayrılık anneden ayrılığın duygusal mührünü taşır.
Aşk olduğumuz kişiyi kaybetsek de, aşk bizim karşımıza şekil ve nesne değiştirmiş bir şekilde daima çıkacaktır.

